Çöp Değildir!
Kısa Sinopsis
Barın, erkek basketbol takımının deneyimli menajeridir. Yetenekli genç erkek basketbolcuları keşfetmek amacıyla katıldığı bir sokak turnuvasında, sahaya adım attığında yırtık ayakkabıları herkesin dikkatini çeken 15 yaşındaki evsiz bir kız çocuğu, Barın’ın da gözünden kaçmaz. Alaz. Sokaklarda büyümüş, kimsesizliğin sertliğiyle erken olgunlaşmış bu genç kız, basketbol sahasına adım attığında olağanüstü bir yetenek sergiler. Barın, Alaz’daki potansiyeli görür ve onu, Ankara’nın en prestijli kadın basketbol kulüplerinden birine önerir. Ancak Alaz için mesele yalnızca basketbol değildir. Güvensizlik, öfke ve hayatta kalma refleksleri ile örülü dünyasında, birinin ona “gelecek” vaad etmesine inanmak kolay değildir. Önce Barın’ın teklifini reddeder. Fakat ısrar, umut ve ilk kez bir yere ait olma ihtimali, Alaz’ı bu yola adım atmaya zorlar. Kulüpte başlayan yeni hayat, Alaz’ın sınandığı asıl mücadeleye dönüşür. Sokaklardan gelmiş olması, farklı oluşu ve geçmişi ve olağanüstü yetenekleri onu hedef haline getirir. Akran zorbalıkları, dışlanma ve yalnızlık, yeteneği kadar güçlü olması gereken ruhunu test eder. Alaz artık bir seçim yapmak zorundadır: Tüm bu zorluklara rağmen ayakta kalıp hayallerinin peşinden giden bir yıldız basketbolcu mu olacaktır, yoksa tanıdığı tek gerçekliğe, sokaklara geri mi dönecektir? Bu hikâye, yetenekle kaderin, umutla geçmişin çarpıştığı bir büyüme ve mücadele öyküsüdür.
KARAKTERLER
ALAZ
Yaş: 15
Rol: Oyun kurucu
Lakabı: Yaban Arısı
Alaz, sokakta büyümüş bir çocuk. Hayatta kalmayı erken öğrenmiş, kimseye tam güvenmemeyi alışkanlık hâline getirmiştir. Serttir, ketumdur ve duygularını saklamayı iyi bilir. Basketbol onun için bir spor değil, kaçış yolu ve kendini var etme biçimidir.
Sahada içgüdüleriyle oynar. Hızlı düşünür, cesur kararlar alır, korkusuzdur. Ancak en büyük mücadelesi rakipleriyle değil, “ait olma” duygusuyladır. Kabul edildiğini hissettiği anlarda parlar; dışlandığında içine çekilir ama asla tamamen vazgeçmez.
Alaz’ın hikâyesi, yeteneğin tek başına yetmediğini; insanın kendine inanması için birinin ona inanmasına ihtiyaç duyduğunu anlatır.
KARAKTERLER
BARIN
Yaş: 40’larının başı
Rol: Bağlayıcı karakter / Mentor
Barın, geçmişinde ağır bir kayıp taşıyan bir adamdır. Hayatı kontrol altında tutmayı öğrenmiş, duygularını bastırmayı tercih etmiştir. Konuşurken ölçülüdür, acele etmez; duygusunu eylemiyle gösterir, sözüyle değil.
Alaz’ı sokakta gördüğü anda onu bir “proje” olarak değil, kaybolmak üzere olan bir hayat olarak görür. Onu kurtarma çabası vicdanla değil, eksik kalan bir babalık duygusuyla ilgilidir. Alaz’ın yeteneğine inanır ama ondan önce insan olarak ayakta kalmasını önemser.
Barın’ın mücadelesi, geçmişin yasını tutmakla geleceğe tutunmak arasındadır. Alaz’la kurduğu bağ, yalnızca bir çocuğu hayata bağlamak değil; kendi yaralarını da onarmaya çalışmaktır.
KARAKTERLER
SEDA
Yaş: 15
Rol: Köprü karakter / Sessiz müttefik
Seda, kalabalık içinde kaybolmamayı ama öne de atılmamayı öğrenmiş bir kızdır. Takımın düzenine alışkındır, kurallarını bilir ve bu düzenin onu güvende tuttuğuna inanır. Cesur değildir ama vicdansız da değildir.
Alaz’la ilk temasında mesafelidir; çünkü farklı olan her şey onu tedirgin eder. Ancak zamanla, Alaz’ın yalnızlığı ve kırılganlığı Seda’nın içindeki bastırılmış adalet duygusunu harekete geçirir. Seda yardım etmek ister ama bedel ödemekten korkar.
Ela’nın sertliğine karşı çıkamaz, ama sessiz kalmanın da bir tür suç olduğunu fark etmeye başlar. Suçluluk duygusu onu içten içe kemirir. En büyük çatışması, doğru olanı yapmakla ait olduğu yerde kalmak arasındadır.
Seda’nın yolculuğu, sesini yükseltmeyi değil; sesini kaybetmemeyi öğrenmektir.
KARAKTERLER
NİDA
Yaş: 15
Rol: Takımın enerjisi / Gizli denge unsuru
Nida, takımın havasını ayakta tutan kızdır. Esprileri, taklitleri ve enerjisiyle soyunma odasının sesidir. Gerginliği dağıtır, ortalığı yumuşatır. İnsanlar onu “neşeli” diye tanır ama bu hafiflik sanıldığı kadar yüzeyde değildir.
Nida, doğruyla yanlışı ayırt edebilen bir karakterdir. Gülmeyi sever ama haksızlığa güler geçmez. Bir noktaya kadar idare eder, ortamı kurtarmaya çalışır; ancak çizgi aşıldığında geri çekilmez.
Alaz’a karşı içten bir sempati duyar. Onu “farklı” olduğu için değil, yalnız bırakıldığı için sahiplenir. Ela’nın sertliğini fark eder, ama onu açık açık karşısına almak yerine önce ortamı yumuşatmayı dener. Bu işe yaramadığında, dik durmayı bilir.
Nida’nın gücü sesi yükseltmekte değil, yanlış olan yerde susmamayı seçmesindedir.
Takımda neşe dağılırsa oyun da dağılır; Nida bunu herkesten iyi bilir.
KARAKTERLER
TİMUR
Yaş: 30’larının başı
Rol: Otorite / Denge kurucu
Timur genç bir antrenördür ama yaşından erken olgunlaşmıştır. Oyunu iyi bilir, insanları ise gözlemleyerek tanır. Sert bir koç değildir; bağırmaz, tehdit etmez. Sahada düzeni, kulakla değil, davranışla kurar.
Takımı için adalet önemlidir. Ancak adaletin bazen herkesi mutlu etmeyeceğini de bilir. Alaz’ın yeteneğini ilk görenlerden biridir ve bu yeteneğin takım dengelerini bozacağını da baştan fark eder. Buna rağmen geri adım atmaz.
Timur’un mücadelesi skor tabelasıyla değil, oyuncular arasındaki gerilimlerle ilgilidir. O, baskı uygulayarak değil, sorumluluk vererek yönetir. Kriz anlarında taraf seçmekten çok, doğru çizgiyi korumayı tercih eder.
Alaz konusunda ise net bir çizgisi vardır:
Sahada konuşan tek şey oyundur.
Kimin nereden geldiği değil, nasıl oynadığı.
Timur, sistemi temsil etmez;
sistemin adil çalışabileceğine dair umudu temsil eder.
KARAKTERLER
DEFNE
Yaş: 40’larının başı
Rol: Yumuşak güç / Sessiz denge
Defne, olayların merkezinde durmaz ama hiçbir şey onsuz tam şekil almaz. Sakinliğiyle dikkat çeker; konuşmadan önce dinler, acele etmez. İnsanları gözleriyle tartar, kelimeleriyle değil.
Bir anne olarak, kızının takım içindeki konumunu fark eder ama bunu yüksek sesle dillendirmez. Çatışmaları doğrudan çözmeye çalışmaz; ortamı gözlemler, doğru anı bekler. Defne’nin gücü, zamanlamadan gelir.
Barın’la karşılaşması tesadüfi görünür ama ikisi de benzer bir sessizliği tanır. Acıyı ve kaybı tanımış insanlar gibi birbirlerini zorlamazlar. Alaz’a yaklaşımı, koruyucu olmaktan çok kapsayıcıdır; onu düzeltmeye değil, olduğu hâliyle kabul etmeye çalışır.
Defne, bu hikâyede aile fikrini bağırarak savunmaz.
Sadece kapının açık olduğunu hissettirir.
KARAKTERLER
ÇAĞLA
Yaş: 30’larının başı
Rol: Güvenli alan / Günlük hayatın temsili
Çağla, hayatı daha “normal” yerden yaşayan bir karakterdir. Krizleri yönetmekten çok, kriz çıkmadan işi çözen tiptir. Pratik, hızlı ve sezgileri kuvvetlidir. Barın’ın yanında çalışır ama onun gölgesinde kalmaz; sınırlarını bilir, gerektiğinde inisiyatif alır.
Alaz’la ilişkisi doğrudan ve filtresizdir. Onu acıyarak değil, eşit görerek yaklaşır. Evini açması bir fedakârlık değil, refleks gibidir. Çağla için mesele büyük laflar etmek değil, “şu an neye ihtiyacı var” sorusuna cevap verebilmektir.
Filmde Çağla, sistem ile sokak arasında yumuşak bir geçiş noktasıdır. Alaz’ın ilk kez sıcak bir duş aldığı, temiz bir yatağa uzandığı yer onun evidir. Büyük dönüşümler yaşamaz ama Alaz’ın dönüşümünde sessiz bir temel oluşturur.
Çağla’nın varlığı, hikâyeye şunu hatırlatır:
Bazen bir hayatı değiştiren şey, büyük kararlar değil;
küçük ama tutarlı iyiliklerdir.
KARAKTERLER
ELA
Yaş: 15
Rol: Lider / Antagonist
Ela, takımın kaptanıdır. Sahada da, soyunma odasında da düzeni temsil eder. Disiplinle büyümüştür; ailesi, okulu ve antrenman programı nettir. Hayatı kontrol altında tutmayı sever, çünkü kontrol kaybolduğunda kimliğinin de sarsıldığını hisseder.
Alaz’ın gelişi Ela için sadece bir rakip değil, bir tehdittir. Çünkü Alaz kuralsızdır. Nereden geldiği belli değildir. Ve en tehlikelisi, sahada açıklayamadığı kadar iyidir. Bu durum Ela’nın alıştığı hiyerarşiyi bozar.
Ela kötü olmak istemez. Ama kaybetmeye tahammülü yoktur. Sahada kaybettiği üstünlüğü, sözlerle ve sınır çizerek geri almaya çalışır. Bu sertlik, aslında bir korkudan doğar: Yerini, kimliğini ve emeğini kaybetme korkusu.
Ela’nın trajedisi, kazanmak için kurduğu duvarların
onu giderek yalnızlaştırmasıdır.
O, bu hikâyede kötülüğü değil;
gücünü kaybetmekten korkan bir sistemi temsil eder.
KARAKTERLER
MERVE
Yaş: 16–17
Rol: Güçlenerek var olan / İkinci halka
Merve, tek başına lider değildir ama gücünü bir lidere yakınlıktan alır. Takım içindeki konumunu Ela’nın yanında durarak sağlamlaştırmıştır. Bu duruş ona güven verir; çünkü kendi başına kalmak, karar almak ve risk almak istemez.
Alaz’a karşı tavrı başta net değildir. Ne sevgi duyar ne de doğrudan nefret eder. Ancak ortam sertleştikçe, gücü elinde tutan tarafta kalmayı seçer. Merve için yanlış olanı yapmak değil, yanlış tarafta kalmak daha korkutucudur.
Ela konuştuğunda onaylar. Ortam gerildiğinde destek verir. Çünkü Merve için bağlılık, karakterden önce gelir. Bu bağlılık onu görünür kılar ama aynı zamanda kişiliksizleştirir.
Merve’nin hikâyesi, kötülüğün her zaman önden gelmediğini;
bazen sadece arkadan güç verdiğini gösterir.
KARAKTERLER
İNCİ
Yaş: 16–17
Rol: Gerginlik üreten / Baskı çoğaltıcı
İnci, kalabalık içinde var olmayı öğrenmiş bir karakterdir. Gücünü bağırarak değil, laf sokarak gösterir. Alay eder, küçümser; sınırları zorlar. Onun silahı sözleridir.
Ela’nın yanında durur ama onun gibi lider olmak istemez. İnci için mesele düzen değil, üstünlük hissidir. Birini aşağı çektiğinde kendini biraz daha yukarıda hisseder. Alaz, bu açıdan onun için kolay bir hedef olur.
İnci’nin zorbalığı planlı değildir; anlıktır. Düşünmeden konuşur ama konuştuğunda iz bırakır. Bu da onu özellikle tehlikeli kılar. Çünkü söylediği sözlerin yarattığı hasarın farkında değildir.
İnci, bu hikâyede kötülüğün değil;
düşüncesizliğin temsilidir.
KARAKTERLER
DURU
Yaş: 15
Rol: Sessiz güç / Vicdanın gövdesi
Duru takımın en uzunudur ama en az konuşanıdır. Varlığını sözle değil, duruşla kurar. Sahada serttir, pota altında çekinmez; ancak soyunma odasında görünmez olmayı tercih eder.
Alaz’a karşı ne baştan bir önyargı besler ne de hemen yakınlaşır. İzler. Tartı̇r. Karar vermeden önce zaman ister. Takım içindeki gerginliği fark eder ama içine çekilmez. Çünkü Duru için taraf olmak, aceleyle yapılacak bir şey değildir.
Duru’nun gücü suskunluğundadır. Gereksiz laf etmez ama gerektiğinde tek bir hareketle pozisyon alır. Sahada Alaz’a verdiği bir pas, soyunma odasında söylenmemiş yüz cümleden daha nettir.
Duru, bu hikâyede şunu temsil eder:
Bazı insanlar tarafını bağırarak değil, durduğu yerle belli eder.
BU FİLM NEDEN ŞİMDİ?
Bugün gençler daha erken büyüyor.
Ama daha geç anlaşılıyorlar.
Başarıya ulaşmanın yolu her zamankinden daha dar, daha acımasız.
Aidiyet, bir hak değil; kazanılması gereken bir ayrıcalık gibi sunuluyor.
Farklı olanlar, bu sistemin içinde görünmeden eleniyor.
Yaban Arısı, tam bu noktada doğan bir hikâye.
Sokakta büyümüş bir kız çocuğunun, yalnızca yeteneğiyle değil,
varlığıyla da sınandığı bir dünyayı anlatıyor.
Bu film, “başarılı olursan kabul edilirsin” fikrini sorguluyor.
Çünkü herkesin aynı yerden başlamadığını hatırlatıyor.
Bugün spor, rekabet, eğitim ve sosyal hayat;
yalnızca güçlü olanları değil,
uyum sağlayanları ödüllendiriyor.
Ama bazen uyum sağlamak, kendinden vazgeçmek anlamına geliyor.
Yaban Arısı,
bir çocuğun oyunu kazanmasından çok,
oyunun içinde kalabilme mücadelesine odaklanıyor.
Bu film şimdi,
çünkü dışlanan hâlâ dışlanıyor.
Sınıf farkı hâlâ görünmez.
Ve bazı çocuklar hâlâ yalnızca
“dayanabildikleri” için hayatta kalıyor.
Bu bir kurtarılma hikâyesi değil.
Bu, yan yana durarak ayakta kalma hikâyesi.
Ve tam da bu yüzden,
şimdi.
Bize Ulaşın
SPONSORLAR NEDEN YABAN ARISI’NI DESTEKLEMELİ?
Yaban Arısı, bir ürün hikâyesi anlatmaz.
Bir değer hikâyesi anlatır.
Bu film, sporu yalnızca başarı ve skor üzerinden değil,
erişim, eşitlik ve dayanıklılık üzerinden ele alır.
Bugün markaların temas etmek istediği genç kitle tam olarak bu soruların içindedir.
Yaban Arısı’nın anlattığı dünya:
Fırsat eşitsizliğinin görünmez olduğu
Aidiyetin mücadeleyle kazanıldığı
Yeteneğin her zaman yeterli olmadığı bir dünya
Bu, yalnızca bir film değil;
günümüz gençliğinin yaşadığı gerçeğin sinemadaki karşılığıdır.
Bir sponsor için bu film:
Gerçek bir sosyal temas noktasıdır
Slogansız, samimi bir duruş sunar
“Destekliyorum” demekten çok, yanında duruyorum demeyi temsil eder
Yaban Arısı, markaları hikâyenin önüne koymaz.
Aksine, markaların arkasında durabileceği bir zemin yaratır.
Bu filmde destek;
Bir logo yerleştirmesi değildir
Bir bağırılan mesaj değildir
Destek, bir çocuğun oyunun içinde kalabilmesidir.
Bir takımın değişime direnmeden dönüşebilmesidir.
Bir sistemin adil olabileceğine dair umuttur.
Yaban Arısı’nı desteklemek:
Gençlere konuşmak değil, onları dinlemek
Başarıyı kutsamak değil, yolculuğu sahiplenmek
Klişe sosyal sorumluluk yerine, gerçek bir duruş almaktır
Bu yüzden Yaban Arısı,
sadece izlenecek bir film değil;
yanında durulacak bir hikâyedir.
Sponsorluk Başvuru:
sponsor@yabanarisi.com